Corona hakkında bir ikaz ve bir söyleşiye dair kelam

Eklenme Tarihi: 25.03.2020 08:49:58 - Güncellenme Tarihi: 01.04.2020 08:13:20

Bir kez olsun bizi şaşırtın, bir kez olsun işinizi doğru düzgün yapın

COVID-19 ve salgın vaziyeti eve kapanıp içimize döndüğümüz günlerde dünyanın ana gündem maddesi olmuş durumda. Dünyada enfeksiyon hastalıkları konusundaki birikimiyle adından söz ettiren bilim insanlarının tahminleri gösteriyor ki bu salgın en iyi ihtimalle birkaç ay daha tüm dünyanın ana gündem maddesi olmaya devam edecek ve en iyi ihtimalle ölü sayısı 50,000’in üzerine çıkacak. Geçen haftaki yazımda bu salgının yayılacağı gerçeğini kabul etmenin gerekliliğinden bahsetmiştim, ‘’Önlem alalım, panik yapmayalım ve gerçeği kabul edelim.’’ demiştim. Bunu söylerken yanında sürece dair yanlış bulduğum noktaları da oldukça dostane bir dille sıralamıştım.

Bilmenizi isterim ki insanlar canıyla uğraşırken, toplumun aktörlerine ve kurumlarına olan bağlılığı böylesine hassas durumdayken iş son raddeye gelmedikçe sert bir eleştiri yazısı kaleme almayı cidden istemiyorum. Söyleyeceğim, kafalara vura vura ifade edeceğim detaylar var fakat şu anda bunları yazmanın zamanı olmadığını düşünerek ve toplumumuzun bütünlüğünü her teferruatın üstünde tutarak şimdilik bazı şeyleri dillendirmemeyi seçiyorum.  Ama diyorum ki bizleri şu günlerde birbirimize tahammül edemez hale getirmeyin, Allah aşkına bir kez olsun işinizi doğru düzgün yapın. Devleti yönetenler, bu devletin sosyal bir devlet olduğunu rica ediyorum bir an önce hatırlasın ! İnsanlara evde kalmayı tavsiye edebilmenin ötesine geçsin, dışarı çıkmaya evlatlarının karnını doyurmak için mahkum olanları bu devlet artık bir zahmet hatırlasın ! Devletin vatandaşına böyle bir zamanda el uzatmasını beklemekten daha tabii ne olabilir ki ? Uçak biletlerinin fiyatlarını düşürmeye yönelik adımları bu ulusa istikrar kalkanı diye göstermeye çalışanlar bilsinler ki bu ulus, böyle bir zamanda kendisini yüzüstü bırakanları affetmez ! Ulusu kandırmaya çalışmaktan vazgeçin, insanların aklıyla alay etmeyin ve yaraya merhem olacak planlarla karşımıza çıkın artık ! İnsanların sabrını da, bu devlete inancını da bugünlerde sınamaya kalkmayın. Ben işler daha kötüye gitmeden önce üzerime düşeni yapıyor ve süreci yönetmeye çalışanlara sesleniyorum;

  • Test sayılarını behemehal artırın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarına sağlık hizmetlerinde mutlak öncelik verin ve eldeki ekipmanları kendi vatandaşlarınızı refaha kavuşturmadan önce oraya buraya yardım niyetiyle göndermeyin !
  • Vatandaşı vakaların ülkedeki dağılımına dair detaylıca bilgilendirin !
  • Süreci sabote ederek devletin en basit hizmetlerini bir seçim kampanyası unsuru haline getirmeyin !
  • Gerçekten sorunu çözmeye ve vatandaşın aldığı darbeleri iyileştirmeye yönelik bir eylem planı oluşturun, bunu yaparken siyasi partilerle ve bilim insanlarıyla istişare etmeyi ihmal etmeyin !
  • Kurduğunuz Bilim Kurulu’nu vereceği kararlarda özgür bırakın, onları vitrin süsü haline getirmeyin ve ikinci bir Akiller travmasının müsebbibi olmayın !
  • Sosyal medyada çalışıyoruz fotoğrafları vermekten evvel vatandaşın devletine güvenmesini sağlayın ! Bir kez olsun bizi şaşırtın ve bir kez olsun başladığınız işi sapıtmadan bitirin !

 

Kadınlar için mücadele etmek Türk Aydını olmak isteyenlerin vazifesidir

Tabii tüm bu olumsuzluklara, fenalıklara rağmen bizleri sevindiren gelişmeler de olmuyor değil, size biraz da iç açıcı bir hadiseden bahsetmek istiyorum. Daha önce pek çok kez belirttiğim gibi siyasetle 7-8 senedir yakinen ilgilensem de esasında son 2-3 senedir siyasetçilerle iletişim kurma ve siyasetçileri detaylıca gözlemleme fırsatı bulabiliyorum. İYİ Parti’nin kuruluş çalışmaları, teşkilat çalışmaları, bunun ardından iki tane seçim süreci derken sonunda köşe yazarlığına Ankara’dan devam ediyor olmam bir çok siyasetçiyle oturup sohbet etme imkanını verdi bana. Siyasetçilerle ilişkim ve muhabbetim arttıkça siyasete bakış açımda da değişiklikler olduğu şüphesizdir ama sanıyorum kendime ilk günden verdiğim bir söz hiç değişmeden olduğu gibi duruyor yerinde. Sadece siyasetteki kadınlar için değil toplumumuzdaki tüm kadınlar için mücadele edeceğime dair kendime bir söz verdim ve bunu bir Türk entelektüeli olmak isteyen her bireyin yapması gerektiğini her fırsatta dillendirdim. Üzücüdür ki kadınlarımız için mücadele etmek, kadın hakları için mücadeleyi bir kavga bilmek yerine 8 Mart’ta sosyal medyada paylaşımlar yapıp geçmeyi yeğliyoruz. Üzücüdür ki kadınlarımızın neden şiddet gördüğünü araştırmak, kadın cinayetlerinin önüne nasıl geçeriz diye çalışmalar yürütmek yerine ölen kadınların arkasından yaygara koparmayı 1-2 gün geçince de unutmayı yeğliyoruz. Ben bu topallığın toplumumuzun canını yaktığını düşünüyorum ve bu sakatlığı tedavi etmek konusunda kadınların yol gösterici rol üstlenmesi gerektiğini ısrarla savunuyorum. Kadınların hayattaki rolü, toplumdaki statüsü ve kariyer planlarındaki opsiyonları alışıldık örneklerle sınırlandırılmamalıdır; kadınlar artık çocuk da yaparım kariyer de dediği zaman garipsenmemelidir. Kadınların statüsü dünyadaki pek çok toplumda sıkıntılı olsa da ne yazık ki Türkiye olarak vahim durumda olduğumuzu söylemek mecburiyetindeyim. Halbuki bundan 85 sene evvel pek matah Avrupa ülkelerinde kadınlar seçimlerde boy gösteremiyorken, Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet Devrimleri vizyonuyla yönetilen Türkiye’de kadın milletvekilleri vardı. İnsanın canını asıl yakan detay, zaman ilerlerken Türk toplumunun kadın hakları konusunda gerilediğini görmek oluyor.

Neslihan Çevik Türk siyaseti için bir kazanımdır

Canımız yansa da gidişatın değişeceğine dair bizleri umutlandıran insanları da görmüyor değiliz. İşte değerli Enpolitik okurları yarın sizlere içimizdeki umutları yeşerten biriyle sohbetimizi sunacağız. Enpolitik editörü Melek S. Tunç’la birlikte 10 gün kadar önce Gelecek Partisi İletişim Başkanı Neslihan Çevik ile yaptığımız bu söyleşide her şeyden önce kendisini yetiştirmiş, uluslararası arenada çalışmalarıyla kabul görmüş, özgür, bağımsız, iddialı ve kendinden emin bir Türk kadınını, kıymetli bir bilim insanını göreceksiniz. Neslihan Hanımla tanışmaktan ve sohbet etmekten en çok bu yüzden memnun oldum işte. Kendisiyle hayata farklı baktığımız yönler, belli konularda farklı düşüncelerimiz olsa da siyasetimizde böyle bir kadının aktif rol aldığını görmek beni çok çok mutlu etti. Hangi partiden olursa olsun, hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun Türkiye’nin Neslihan Hanım gibi figürlere hiç şüphesiz ki çok ama çok ihtiyacı var. Umut ediyorum ki Neslihan Hanım diğer sektörlerdeki donanımını siyasete başarıyla taşıyabilir, umut ediyorum ki Neslihan Hanım ısrarla vurguladığı yeni dillin Türkiye’de hakim kılınması konusundaki çalışmalarından etkili sonuçlar alabilir, umut ediyorum ki Neslihan Hanım yaptıklarıyla ve bundan sonra yapacaklarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır aydın Türk kadını profilini sergilemeye her daim devam eder.

Ben Neslihan Hanımı çok sevdim ve Türkiye’de bir partinin kurmayları arasında yer almasını ciddi bir kazanım olarak yorumladım. Yarın sitemizde yayınlanacak söyleşimize bir de siz bakın ve bir de siz dinleyin dinleyin söylediklerini, bakalım siz ne diyeceksiniz bu işe ?

 

 

http://enpolitik2.tk/kose-yazisi/3852/corona-hakkinda-bir-ikaz-ve-bir-soylesiye-dair-kelam

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar